20 Kasım 2013 Çarşamba

Kıskandım gitti !

Yine yeniden kaldığımız yerden diyerek klasik bir girişle merhaba:) Kıssacık ama koskoca 2 yıl geçip bitmiş. Yazmamanın nedenleri sadece ve sadece tembellik. İnşallah bu miskinliği kıskançlığım sayesinde atıyorum.
Evet yanlış yazmadım kıskançlık...O ne öz güven o ?
Saçımı başımı yolacak, kendimi uçsuz bucaksız borçlara esir edip onda var, bende niye yok, türünde değil. Yapmadığım eylemleri hatırlatan cinsten bir duygu. Kanımca her kalbi atan varlıkta da vardır azı yada çoğu.

Maneviyat ile iç içeyim bu aralar. Sanırım orta yaşı geçmek üzereyim. Maddesel saplantılardan yana değil manevi arzular tarafındayım. Kıskançlık için örnek verebileceğim bir meta bile yok. Halbuki , 10 sene önce sorsalar ,söze gerek kalmadan parmakla göstereceğim krizlik boyutuna gelmeyen ama hatrı sayılır istekler sayabilirdim size. Ya şimdi ? "Amaan hepsi hallolur önemli olan manevi tatmin" dozunda bir açıklama duyarsınız benden.
Kısaca manevi kıskançlıklar uyanışa geçti lop' lardan birinde;) Bana dair ertelediğim yada hiiiiç yapmadığım hisleri kıskanır oldum.
Manevi kıskançlıkta neymiş derseniz bi kaç örnek ile anlatmaya çalışayım:
En kalabalığından çoluğu çocuğu ile krallara layık sofra hazırlayıp yediren içiren marifetli ev kadınlarını mesela... Misafirini 40 takla ile akşam yemeğine kalması için ikna ettikten sonra ekşimiş patates püresi ikram eden biri olarak kıskanıyorum :)
Bila istisnasız her gün ,vücuduna fayda için yürüyüş yapanlar. Spor salonu değil sadece yürüyüş bahsettiğim. İşten gelip, akşam yemeği hazırlığı , okuma yazma çalışmaları , yatma hazırlığı ve  22.00 yi gösteren saat sonrası yapamadığım yürüyüşü kıskanıyorum.
Ve son zamanlarda ki kıskançlığım da yazanlar...Oraya buraya değil kendine ait yada aidiyet ile bir yere yazanlar. Yazmayı hep ertelemiş biri olarak kıskandım onları.