19 Eylül 2011 Pazartesi

He-man mi iskelator mu?

         
          Yeni bir iş haftası daha başladı. Pazartesi olmasına rağmen evden şakıyarak çıktım....
"hadi kalk gidelim, açalım radyoyu ,çekelim kafaları, yol nereye biz oraya" (Sıla'dan özür dilerim , bedenim neyi istiyorsa o sözleri ezberlemişim)
Açtım da radyoyu, Sıla nın verdiği mesaja göre Bodrum yada çeşme yollarında değil, iş yolunda açtım. Başladım şarkının devamını aramaya ne mümkün ben istedim ya, yırt bi tarafını çıkmaz karşına.
Şööle yine eğlencelisinden tatil di deniz di modlarına sokacak ve sabahları* kime vurduğu belli olan güneşten saklanma halini dahi yaşamadan uzanmışım kumlara şarkısıyla şakıya şakıya 3.vitese takmış giderken malum trafik zınk diye duracak!
Yahu 5 dakika önce gülelim eğlenelim, oyanayalım, işmiş güçmüş ,boşveeer hallederiz modundan , leeeynnn sen bana sellöktör mü yapıyorsun ulen , gir,gir ! tamponuma kadar gir!
Keşke caaanım karayollarının tüm şöförleriyle aynı modda olsak:
"ah şekerim pardon kornaya elim değdi"
"olur mu piğrim siz buyrun ben beklerim lütfen lütfen"
Ama yoook, nezaket ,saygı ,kurallar sürücü kurlarında ki sınavdan geçmek için okunan kitaplarda kaldı.
Ki bu kitapların da şehir içinin en merkezinde "dikkat sürücü adayı" şeklinde dolaşırken ne kadar saygı ve kural öğrendiğine de bizzat şahit oluyoruz.
"ehehe pis acemiiii çekil yoldan ulen..daaat "
"sürücü adayı değil müsveddesi bunlar kirletip atıveririm banketeee "
İşte saygı ehliyetin B sınıfında başlıyor ve bastırılmış ,ezilmiş duygularını yolların hakimi olduğunu zannetmeye başladığında çıkarıyor.
Bir zamanlar He-man vardı."gölgelerin gücü adına güüüç bende artıııkkk" Hatırlıyorsunuz değil mi? Hatırlamıyorsanız da susun kırmıyım kafanızı ! ( bu durumda bunu yapabilecek yaştayımdır demektir :)


         Şimdi bu He-man' ler kullandığımız mekanik aksamı da Atılgan zannederek iskeletor'u (karayolundaki diğer araçlar) yenmeye çalışıyor.İşte bende Şira olup hayallerimi seyre durmak bu trafikte en hayırlısı.
          Şööle arka tamponumda çeliğinden bir nane olsa , kendisini karısının dırdır yaptığı bir kavgada sanan trafiğe azmettirici şuç yanlısının , aramızda ki takip mesafesi 2 mt kalmışken, kıymetli sağ ayağım şööle kuvvetlisinden ortada ki pedela yanlışlıkla basıverse ! Nasıl olur du? Kaba? Ayıp? Bencil?
Bir kadın olarak bu 4 tekerliğin üstündeki aleti evde ki düdüklü tencere zannediyorum ya , o pedal da elektrikli süpürgenin çalışmayan düğmesiymiş meğeeeer ,basıyorum da basıyorum:))) veee güüm !
Arabadan iniyorum, " ayy çok pardon zarif beyefendi siz bana herhalde nazikçe orta şeritten çekil demek istiyordunuz !Kıçımın dibinde ,uzunlarınızı, gözlerimin sabah güneşini gördüğü noktaya sokarken"
"Ben de sevgili ayak başparmağımın ucuyla frene dokundum ki uyarınızı anlayıp size solumdan yol vermek için. Aaaaa yasık amaaaa , siz dağılmışsınız yani sevgili arabanız" (ağzımın bir kenarında çevirmeyi beceremediğim sakızım da var)
He he heeee dudağımda müstehzi bir gülümsemeyle sırıtıyorum kiiii, sevgili iş yerimin kapısının önüne gelmiş, otomatik kapının sihirle ! açılmasını bekleyecek kadar dalmış bekliyorum:))
Oha ,çüş ! Yahu ben bu hayelle 25 km gelmişsem eğer, başka bir sabah arabamın önünde, aynı zaiyat ve pis gülümsemeyle duran zarif bir beyefendi karşıma çıkmazsa hiç şaşırmam!!!

*sabah güneşi çişlilere akşam güneşi güzele :)

16 Eylül 2011 Cuma

KUZEYYYYY....

Başlığı okuyunca size neler çağrıştırdı? Soğuk ? Beyaz ? Mesafe ? Güç ? Endam? Boy ? Pos ? Bakış ? Durun bi dakka yaa....
Nereye kayıyorum ben :)) Anladınız beni eheheeee ....
Yeni sezonumuzun müthiş bombası, reyting rekortmeni, evdekini spor salonlarına itmenin sebebi.... KUZEY ve Güney.( okuduğunuz üzere güney kelimesinin hiç bir etkisi yok..dizi adından başka ! )
Başladı başlayalı herkesin kafasında bu yılın müthiş dizisi olacak , bütün dizileri katlayacak , senaryo yazarları bilmem kaç milyar kazanacak , çekimlerinde rol arkadaşları birbirine aşık olacak,  falan filanlarla dolu bir sürü cümle kümesi dolaşıp duruyor ve hiiiiç biri de şu kadarcık ilgimi çekmiyor...Kuzeyden başka ! Ama bakın kuzey diyorum kıvanç falan değil...Adının tersine delici bakışlarıyla soğuğu ateşe çevirecek kutupları eritecek bir karakter yaratılmış.Senaryo yazarlarını kutlamak istiyorum. ( Yahu kıvırmak zorundayım karakter, senaryo falan.. işin özü adamda ! Ama bizim adamda da evliliğin özü:)))
(Valla kocişim edebiyat için yazıyorum sanat var işin ucunda sanat .Halkın diline tercüman oluyorum)
Allahım o ne endam , o ne bakış ,o ne asabiyet , o ne burun çekiş , o ne kas , o ne vücut...Daha bir çok şey yazabilirim , amma velakin evdeki rütük eve ve hayata kapatma kararı aldırabilir:)))
Yahu aslında çok art niyetliyiz, insanoğlu olarak ! Bu yazdığım cümlelerin hepsinin içinde hayata dair alınması gereken dersler var..
Psikologlar yazıyor yaşamadığı depresyonları , diyetisyenler yazıyor yapmadığı diyetleri , aşçılar yazıyor denemediği yemekleri...
Ben naapıyorum  , yaşanmışlıklardan feyz almanız için kendimden ödün vererek yazıyorum.(kocişim!!)
Bu Kuzey denilen adamdan nasıl fayda sağlayabiliriz mesele bu..(saymakla bitmez ! ama en yapılabilirleri:)) bir düşünelim)
Sevgili Kuzey çok çalışmış ve istediği formu yakalamış.İşte bize bir deneyim çalış senin de olur. Git spor salonuna yap sporunu , al sana kas al sana güzel kadınlar (işte halkımızın erkek cinsiyeti için bir ders)
Peki hemcinslerim bizler kuzey karakterinden nasıl dersler çıkarabiliriz ?:)))))
 Mesela bir erkeğin ilgiye ihtiyacı olduğunda alışverişe çıktığını ve karşılaştığı bayanlara ne kadar nazik ve etkileyici davranıldığını gösterdi.
 Boks maçı seyretmenin ne kadar keyif verici bir spor olduğunu öğretti !
 Etkileyici hatta delici bakışların pardon pardon eeee güzel bakmanın nasıl bir şey olduğunu , evliliklerin de 1 seneyi devirenlerin hatırlayamadığı bir durumu yaşattı bize kuzeyyy!
Yalnız başına televizyon seyretmek için nasıl kavga çıkarılıp kumanda hükümdarlığı ele geçirilir ve güzelliklerle başa başa bir televizyon izlenir ? Bu aksiyonları öğretti işte kuzey:)))
İşteee, yaşanmadan da denenmeden de bazı görüşler paylaşılabiliyormuş. Umarım bir daha ki eğitici ve öğretici konulu buluşmamızda,  yaşanmışlıklardan bahsederek deneyimlerimi sizlere yol göstermesi için sunabilirim.(önümüzdeki bir kaç y.y. da gerçekleşecek gibi gözükmese de)
Siz siz olun sevgili kuzey i seyredin ve her duruşundan , bakışından , hatta düşük belli pantalonundan bile kendinize bir ders çıkarın! Hayata dair.....:)))))))

6 Eylül 2011 Salı

Boğazımda kalan aşk.....

        İlk yazımda size söylemiştim bir daha ne zaman yazarım belli olmaz diye..İşte dürüstlüğün sembolü sözümü tuttum:)) Haftalardır ilk kez yazıyorum:))
Tatildeydim yeni geldim, yaymıştım gibi özeneceğiniz kelimelerin içine çekmeyeceğim sizi..
Tam aksine hayallerle başlayan tatilim nasıl hüsranla bitti okuyun ya ibret alın aksiyonlar geliştirin ya da oturun gülün halime diye paylaşacağım.
Malumunuz biz çocuklu aileler tatile çıkmadan önce bir karın ağrısı yaşıyoruz. Birbirimize nasıl vakit ayıracağız?  Her tatilin sonunda da "cık olmadı bu tatil ,kaçamak yapmalıyız baş başa" ile biten cümleler kuruyoruz.
Ama bu sefer ümitliyiz, taktik değiştiriyoruz yer ayırtırken salon salomanje (suit oda) istiyoruz. Umarım bu sefer herkesin istediği olur:)

....Odanın kapısını bellboy açar açmaz gördüğüm görüntüden çıkan his  " bir kez daha aşkkkk"...
Egenin masmavi denizine tepeden bakan bir manzara, terasında jakuzi , banyosunda terasa bakan şeffaf cam ve en önemlisi kocişimle uyuyacağımız (!) aşk odamız ve bal pekmezimizin uyuyacağı koskocaman bir odaaaa:)))) vavvvvv en iyisi bu olmalı ne jakuzi ne dev yatak ....

    Konforun alası burada. Bir çocuğun kendisine ait bu oda da vakit geçirebileceği tüm aksiyonlar alınmış..
Çizgi film cd leri, gereksiz abur cubur, kendileri için hazırlanmış neşeli bir yatak, yani  aklınızdan ne geçiriyorsanız bir o eksik...
Süper süper süper....Hem onun gönlü hem bizim gönlümüz. Bir haftalık tatilin sonunda bir sene sonraki rezarvasyonumuz 4 kişilik olacak galiba....Hee he heeyyyy:))
Tüm gün denizin soğuk sularına ,güneşin sıcak kucağına bırakıyoruz kendimizi, bedenlerimizi iyice yoruyoruz. Kumdan kaleler yapıp ,garip motorlu deniz aletlerine biniyoruz...eğlence fulll....
Güneşin batışını bile hala kumların üstünde pastalar yaparak geçiriyoruz. Oda da eğlence devam ediyor , banyonun terasına bakan camı açılıp yine eğlenceli bir banyo saati yapıyoruz. İstediği kıyafeti giymesine izin veriyoruz (tüm rüküşlüğe rağmen) Herşey onun için:)) Ve masal başlıyor;

     İlk gece: Heyecanlı bekleyiş..Odamıza girdik...Gece yorgun geçti ...E, haliyle gündüz deniz ,kaydırak tüm aksiyonlar yapıldı pelte gibi uyur (uz) ! ... odamızın kapısı kapandı herkes yatağında :))) veeee beklenen an geldi:) hihihi.....
çaaatt ..hey nooluyo yalnızdık şimdi  "anneee ben yalnız uyuyamıyorummmmm"
e peki ilk gecenin günahı olmaz gel bakalım....

    2.gece: Aksiyon değişti..Yatağına pembe begonviller konuldu...t.v. açıldı cd kondu ...uyuması beklendi...hazin son anne uyudu:)

    3.gece: Bütün gece küp gibi uyuması için tüm enerjisi eğlenceyle boşaltıldı..Odaya girildi..Yatağa yatırıldı..Asayiş berkemal..Şaraplar terastaki jakuziye doğru götürüldü...veee....kapıda minik bir silüet..."rüyamda korkunç şeyler görüyoruuummmm"

    4.gece: Zorlamaya gerek yok...akışına bırak...Herkes yatağında gecenin derin sessizliği , kapı açılmıyor, uyuyor galiba, derin mi yoksa uyanabilir mi, seslenir mi, kapı açılabilir mi.....o da nesi sabah olmuş:(

    5.gece: "Tatlııım gel beraber uyuyalım "(plan) ! Uyuduktan sonra yatağına yatırılacak kapı kapatılacak:))
"kocişim kalk kalk uyudu..kocişim..kocişim.." horrrrrr!!

    6.gece: Bikinilerimizi giydik ailece jakuzide köpüklerle oynadık..Yanımızda barbie, ken, pamuk prenses ve tweety ile birlikte...Galiba mutluluk ve keyif bu olsa gerek..

Zorlamaya gerek yok...Bir sonra ki tatil rezervasyonumuz hala 3 kişi:))

Varlıklarım ...herşeyim... yaşasın ailem ..sizi çokkkk seviyorumm

Not: Kocişim , baş başa bir tatilde görüşmek üzere .s.s.

22 Ağustos 2011 Pazartesi

uzun yaşamın sırrı uzun kulak

Hümeyra bir zamanlar söylemiş yaş otuzbeş yolun yarısı..
Halt etmiş.Ben kendimi halaaaa 20 lerimde hisediyorum.(yer çekimine kurban gitsek de)
Uzun ve sağlıklı yaşamın formülleri tüm ticari kaygılarıyla her geçen gün artıyor.
Beslenme,spor,stressiz yaşam,detoks,botoks bunların ucundan tutan herkes ortaya bir şey atıyor. Adamlar yada kadınlar sağlıklı yaşamak yada genç görünmek için yaratıcılıklarında sınır tanımıyorlar.
Egzotik ülkelerin birinde (aman reklam olur yazmıyım....yalan ! ülkenin adını hatırlamıyorum:)) detoks programına katılıyorsun.
Eşler birlikte gittilerse bu adaya, içeri girdiğinde birbirinden ayrılıyor ve karşılayan görevlinin ellerine kendilerini bırakıveriyor !!!!  Sonra nooluyor (çok fesatsınızzz:))
Damardan kanı temizleyen serumlar,  burundan oksijen,  ayaklarda tropik adadan kara tenli biri bütüüünnnn ağrılarınızı alacak masajıyla sizi yeniliyorlar...
Eee bunları yaptık , peki ruh ? Bence ruh için detoks yada masaj seansları yapılmalı...keza var...
Mesela çık dağa,  yeşille doğayla bütünleş dinginleş  ya da  git alaçatı beachlerine ruhunu ver müziğin dımtıs dımtıs ritmine gir soğuk yeşil denizine.. ohhh (tatilim geldi)
Modun neyi arıyorsa o işte.
Ama hepsi hayatın içine, işe, eve, çoluğa çocuğa döndünmüüüü sil baştan..
E naapıcaz o zaman sağlıklı ve uzun nasıl yaşıycaz?
Evet bütün alemin yıllardır çözüm aradığı,  bu iş için gani gani paraların harcandığı sorunun cevabında son noktayı koyuyorummm..
Uzun kulaklı olmakkkkk....
Evet bildiğiniz uzun kulak. Bunun için estetik yaptırayım yada tonoz küpeler takayım uzasınla olacak şey değil. Doğuştan yatkın olacaksın bu özelliğe. Şöööle kulağının ucuyla tepesi arasında nerden baksan 7 cm olacak..Dayanın cetvellere:))
Bu söylediklerim tecrübeyle sabittir. Babaannem 90 yaşında dedemin yanına göçtü. Maşallah bir kulak vardı bizim aileyi topla onun kulağı eder:)
Sağlığı da yerindeydi. Namaz kılmak için abdest alır ,odaya girmek üzereyken zatialleriniz ben, kapının üstüne bir yastık koyar , yastık önüne düşer , korkar ve o komik ses malum yerden gelirdi:)) ve bu duruma da katiyen kızmaz tekrar gider abdest alırdı:))
Vesselam geçti gitti bu hayattan. Ama sağlığı yerinde yaşadı , keyfi yerinde yaşadı . Komikte bir kadındı. Yattığın yerde dinlen babaannecim..

İşte yine böyle bir kulak gördüm...sağlık yerinde ,yanaklar pembe pembe,tonton mu tonton, 1950 den beri aynı işi yapıyor, ne zaman görsem aynı yelek aynı pantalon üstünde..
Mutlu biri,seveni de var sevileni de..
Eee nerde o zaman spor salonları,detokslar,ya da damardan serumlar ?
Hiiiiç birisi yok...
Sadece yıllardır değişmeyen işi, evi ve kalp huzuru var..Tabiii en etken madde UZUN KULAKLARI :)

19 Ağustos 2011 Cuma

para para paraaa

Kendimi 17inç ekranımın arkasına saplamış haldır haldır yetiştirmem gereken işi yapmaya gayret ediyorum.Ofis klimaları altında boyun ağrıları içinde kıvranarak, para toplamaya çalışan müşteri temsilcilerinin sayın abicimle başlayıp avukata veriririm haaaaaa'larla biten tehdit vari cümlelerini dinlerken neden buradayımları sorguluyorum.Cevabının çok basit olduğunu ne dense her daim unutup kendime bu eziyeti çektirmek mazoşistlik durumuna gelse de yapıyorum işte bunu.
PARA...Ne menem bişiysin anlamadım.Az da olsan azdırıyosun çok da olsan azdırıyosun.Neden para
kazanmak için mutsuz olduğum işi yapayım o zaman?Çünküüüüüü iyisi vardı da bizmi gitmedik :)(yahu nerden geldi bu siyasetçi aklıma şimdi pek de çocuktum ama)
Neyse,çocukluk arkadaşım aradı dün akşam.Bir heves bir heyecan blog açtım diyecekkennnn , ah vah çok çalışıyoruz, görüşemiyoruz, evde ütü birikti,çocuğa bakan kadın evi terk etti,inek içti dağa kaçtı yandı bitti kül olduuu.Bu ne yaa,ama bişiy diycektim kendimle ilgili güzel bir şey söyliycektim ,e oldu o zaman.(Yalana bak)görüşürüz çat!
Haydee hani okulları bitirirken hayallerimiz vardı.Öğlen saatlerinde buluşup kikkirikik yemekler yiycektik,akşamları tabu partileri yapacaktık,bla bla... telf.dahi görüşemiyoruz.Neden çalışıyoruz?Çalışmıyoruz cık cık cık köleleşiyoruz.
Gel mesai git sayım gel taşınma git toplanma gel bayram git ramazan.Ahhhh isyan ediyoruum (ses burda gürler)ama yine de çalışıyorum (ses burda incelir)
Vakit mi yok evet yok..
sabah kalk 7
hazırlan işe gel 7,45
çalış 18.00
eve gel 18.45
yemek yap ,ye, mutfağı adam et 20.30
ama yorulduum ayağımı uzatıp yatmak istiyoruuuummm..annneee barbielerimle oynayalım,aşkııım seni özledim bugece aganigi?,lugu lugu alooo evdemisiniz size gelelim okey çeviririz,ayy ojelerimi yenilemem lazıııım,ayy yarın giyeceğim pantolon ütüsüz,yahu kıza kitap okumadık..........
imdaatttt!Relax relax relax.İşe gitmemek istiyorum....Bütün kızlar toplanıp sabahları kahvaltı etmek,kızımı yanıma alıp kocişimin kazandıklarını avm avm dolaşıp harmanı vurup gökyüzüne püfürmekkk,yemeğe gidelim, tatile gidelim, alışverişe gidelim, araba alalım ,evi büyütelim ,böyle giderse yeni koca bulalım (adam kaçar gider yahu)
Yok yok kalsın ,sevmedim ben bunu.
En iyisi zamanım az olsun, koca da para da benim olsun:))

18 Ağustos 2011 Perşembe

anne,μητέρα,matka,mother,madre,mama,والدة


Özünde hepsi aynı anlama geliyor aslında ama bunların annecikleri vaaaar,  anneleri vaaar , ANNE leri vaaaar...Ben kimlerdenim bilemiyorum ama herşeyin ılığı en iyisi sanırım.
Kocişimle evlenmemiştik henüz.Çoook kadim bir arkadaşına sordum; yahu biz eğlenecek miyiz her daim ? evlenecek miyiz son daim? olayı nedir bana bir fikir ver dedim( kız kurusu da değildim ama herşeyin garantisi makbuldür vesselam niyetiyle)
Kocişim için ILIK tır O ,bekle ve gör !O ne ki yahu? ya sıcaktır ya soğuktur.
Neyse dedim, en azından ürpermiyorsun ya da terlemiyorsun bakışıyla amaaan kötü olmasa gerek dedim
Gel zaman git zaman 12 sene olduuuuuu vee ılık olmanın ne olduğunu dank dank sesleriyle anlamaya başladım !
Meğerse her yerde tutulan,istenen,kabul edilen,dışlanmayan bir özellikmişşş.
Amaaa benim huysuz koca kafa hala ya sıcak ya soğuk olmaya devam etmekte :))
Bunun bana tek yararı, böyleyim deyip ağzına geleni iyi yada kötü söyleyip oh be demek!Ya zararları kurcalıyım bakiim..
1.Arkadaşların sana gıcık oluyoooo
2.İş yerindekiler senin torpilli olduğunu düşünüyo
3.Kocişin artık eeehhhh diyo (soğuğa gelemiyo, sıcağa dayanıklı:))
4.Anasına bak kızını al deniyo
Benim için bu maddelerden 4.cüsü en önemlisi işte.Bu madde için ısıya dayanıklı olma durumuna gelmeye gayret ediyorum,yani anneliğe.Zor vesselam...Sadece sen ve kızın değilsin hayatta..
Kızının arkadaşı, öğretmeni, arkadaşının annesi, halası, dedesi, müdürü...
Birden samimi oluyorsun, "otur anlatayım sana biz nasıl evlendik" diyorsun bir veliye..
Birden cazgır oluyorsun,"bana bak banaa sağlığını sen benden daha mı iyi bileceksin ben anneyim ANNEEEE!!!" diyorsun okuldaki ateşini ölçmeden şurubunu veren öğretmene...
İşte durum burda hasıl oluyor ılıklık lazzzımm...
Ama ben duramıyorum ki doğruları yüzüne çarpmadan ,duramıyorum ki sevdiğimi çok sevdiğimi söylemeden.
Sahte gülümsemeler , tartışmalara girmemeler, herşeyi akışına bırakmalar , sorunu çözmek için uğraşmamalar, neden diye sormamalar.
Ohoooo yok benim içimde böyyyle bir şahıs.Yaradılışıma ters.Adımın anlamına ters...
Valla ben çözemiyorum bu kainatı!Çözdüğüm zaman erecem haliyle.Sensei gibi bişiy olup peşimde dolanacaklar...:)))
ehehe eheheh ılık olun evladım ılıııııkkkkk :))))

Not.İşte adımın niye huysuz olduğu yavaaş yavaşş ortaya çıkıyorrrr:))

Vatana millete hayırlı olsun...

Yukarıda gördüğünüz Uluru dağı....Aborjinlerle beraber görmek en azından 10 gün kadar yaşamak istediğim yer...
Ümidim var elbet..İnsanoğlunun hayallerini gerçekleştirmesi için çalışması lazımmış, başladım işte ...
Sabah başka bir bloğa yorum yazamamakla başladı bu iş, daha doğrusu yazdığım yorumu ekleyememekle...
İnternet özürlü olarak gördüm kendimi ve bir daha bunu denemiycem dedimmm kiiiiiiiiiiiiii..... hani o içinden taaaa (aslında beyninde yatan hırs) bir yerlerimden bi ses geldiiiii... yoook..... pes etme daha beterini yap saldır !
Evet saldırdım ve kendimi blog açmış buldum:)) Başta çok eğlenceli geldi.
Aman da aman renk cümbüşleri falan filan..Eeeee yazımı nereye yazıcam ,ne yazıcam, başlık ne olacak, amaç ne ? Zurnanın zırt dediği yerdi işte.
Birdennnn (masallardaki peri geldi sihirli değneğini değdi) :)))  Ve Huysuz çıktı ...niye mi?Malzeme kalsın elimde soora anlatıcam (bak birden bu işler nasıl yürüyor benliğime bürünüverdi:)) ) ve işte eğlence başladı...Sevgili arkadaşım bana blog kurduran adının e harfini söyleyemediğim :)) teşekkürler...(yazamadığım günler bana da bişiyler yazarmısınnnn???)
kaldığımız yerden devam:
Başlık geldi çattııı, huysuzun anlamına yakın olmalı neden miii sooora anlatıcammm..:)) Bozuk bozuk makaraaa ekmek koydum ağılaaaa ağılın kapısı kitliii .........'in başı bitliiii...İşte oldu...Hem de süper oldu...Ohhhh oldu da bitti maşallah...Bu iş çoook zevkliymiş yahu....Tabiii yapabilene:)) (eheehheeee)
İyi niyet timsali kocam (kendini hep bu şekilde ifade eder.....gerçeği halaaaa göremedim galiba) yaz yaz yaz deyip durdu...neden mi kalemim çok kuvvetli olduğundannn DEĞİL elbet onun kafası rahat etsin diye , yazayım ki konuşamayayım diyeee..kocacım sanada hayırlı olsun rahat eyleyesin her daim...Ammmmaaaa velakiin ben buralardan kendime bir şöhret yaratırsammm şöööölesinden bir yapımcı çıkarıverirse karşıma o şans denilen ne olduğu kime geldiği belli olmayan zat! Şöööle reytingleri kırıverecek bir senaryo da bağlayıverirsem ulusalından bir kanalaaa , sooraa gidiveririm Uluru ya :) Seni de bırakıp şehrinin güzel dağında....Hadi bakalım bir daha ki yazıya görüşürüz ( on gün soooramı yazabilirim 10 saniyemi artık görücezz birdennn sihirli değnek ne zaman gelirse artıkkkk...)
Sevgilerrrrr