19 Eylül 2011 Pazartesi

He-man mi iskelator mu?

         
          Yeni bir iş haftası daha başladı. Pazartesi olmasına rağmen evden şakıyarak çıktım....
"hadi kalk gidelim, açalım radyoyu ,çekelim kafaları, yol nereye biz oraya" (Sıla'dan özür dilerim , bedenim neyi istiyorsa o sözleri ezberlemişim)
Açtım da radyoyu, Sıla nın verdiği mesaja göre Bodrum yada çeşme yollarında değil, iş yolunda açtım. Başladım şarkının devamını aramaya ne mümkün ben istedim ya, yırt bi tarafını çıkmaz karşına.
Şööle yine eğlencelisinden tatil di deniz di modlarına sokacak ve sabahları* kime vurduğu belli olan güneşten saklanma halini dahi yaşamadan uzanmışım kumlara şarkısıyla şakıya şakıya 3.vitese takmış giderken malum trafik zınk diye duracak!
Yahu 5 dakika önce gülelim eğlenelim, oyanayalım, işmiş güçmüş ,boşveeer hallederiz modundan , leeeynnn sen bana sellöktör mü yapıyorsun ulen , gir,gir ! tamponuma kadar gir!
Keşke caaanım karayollarının tüm şöförleriyle aynı modda olsak:
"ah şekerim pardon kornaya elim değdi"
"olur mu piğrim siz buyrun ben beklerim lütfen lütfen"
Ama yoook, nezaket ,saygı ,kurallar sürücü kurlarında ki sınavdan geçmek için okunan kitaplarda kaldı.
Ki bu kitapların da şehir içinin en merkezinde "dikkat sürücü adayı" şeklinde dolaşırken ne kadar saygı ve kural öğrendiğine de bizzat şahit oluyoruz.
"ehehe pis acemiiii çekil yoldan ulen..daaat "
"sürücü adayı değil müsveddesi bunlar kirletip atıveririm banketeee "
İşte saygı ehliyetin B sınıfında başlıyor ve bastırılmış ,ezilmiş duygularını yolların hakimi olduğunu zannetmeye başladığında çıkarıyor.
Bir zamanlar He-man vardı."gölgelerin gücü adına güüüç bende artıııkkk" Hatırlıyorsunuz değil mi? Hatırlamıyorsanız da susun kırmıyım kafanızı ! ( bu durumda bunu yapabilecek yaştayımdır demektir :)


         Şimdi bu He-man' ler kullandığımız mekanik aksamı da Atılgan zannederek iskeletor'u (karayolundaki diğer araçlar) yenmeye çalışıyor.İşte bende Şira olup hayallerimi seyre durmak bu trafikte en hayırlısı.
          Şööle arka tamponumda çeliğinden bir nane olsa , kendisini karısının dırdır yaptığı bir kavgada sanan trafiğe azmettirici şuç yanlısının , aramızda ki takip mesafesi 2 mt kalmışken, kıymetli sağ ayağım şööle kuvvetlisinden ortada ki pedela yanlışlıkla basıverse ! Nasıl olur du? Kaba? Ayıp? Bencil?
Bir kadın olarak bu 4 tekerliğin üstündeki aleti evde ki düdüklü tencere zannediyorum ya , o pedal da elektrikli süpürgenin çalışmayan düğmesiymiş meğeeeer ,basıyorum da basıyorum:))) veee güüm !
Arabadan iniyorum, " ayy çok pardon zarif beyefendi siz bana herhalde nazikçe orta şeritten çekil demek istiyordunuz !Kıçımın dibinde ,uzunlarınızı, gözlerimin sabah güneşini gördüğü noktaya sokarken"
"Ben de sevgili ayak başparmağımın ucuyla frene dokundum ki uyarınızı anlayıp size solumdan yol vermek için. Aaaaa yasık amaaaa , siz dağılmışsınız yani sevgili arabanız" (ağzımın bir kenarında çevirmeyi beceremediğim sakızım da var)
He he heeee dudağımda müstehzi bir gülümsemeyle sırıtıyorum kiiii, sevgili iş yerimin kapısının önüne gelmiş, otomatik kapının sihirle ! açılmasını bekleyecek kadar dalmış bekliyorum:))
Oha ,çüş ! Yahu ben bu hayelle 25 km gelmişsem eğer, başka bir sabah arabamın önünde, aynı zaiyat ve pis gülümsemeyle duran zarif bir beyefendi karşıma çıkmazsa hiç şaşırmam!!!

*sabah güneşi çişlilere akşam güneşi güzele :)

16 Eylül 2011 Cuma

KUZEYYYYY....

Başlığı okuyunca size neler çağrıştırdı? Soğuk ? Beyaz ? Mesafe ? Güç ? Endam? Boy ? Pos ? Bakış ? Durun bi dakka yaa....
Nereye kayıyorum ben :)) Anladınız beni eheheeee ....
Yeni sezonumuzun müthiş bombası, reyting rekortmeni, evdekini spor salonlarına itmenin sebebi.... KUZEY ve Güney.( okuduğunuz üzere güney kelimesinin hiç bir etkisi yok..dizi adından başka ! )
Başladı başlayalı herkesin kafasında bu yılın müthiş dizisi olacak , bütün dizileri katlayacak , senaryo yazarları bilmem kaç milyar kazanacak , çekimlerinde rol arkadaşları birbirine aşık olacak,  falan filanlarla dolu bir sürü cümle kümesi dolaşıp duruyor ve hiiiiç biri de şu kadarcık ilgimi çekmiyor...Kuzeyden başka ! Ama bakın kuzey diyorum kıvanç falan değil...Adının tersine delici bakışlarıyla soğuğu ateşe çevirecek kutupları eritecek bir karakter yaratılmış.Senaryo yazarlarını kutlamak istiyorum. ( Yahu kıvırmak zorundayım karakter, senaryo falan.. işin özü adamda ! Ama bizim adamda da evliliğin özü:)))
(Valla kocişim edebiyat için yazıyorum sanat var işin ucunda sanat .Halkın diline tercüman oluyorum)
Allahım o ne endam , o ne bakış ,o ne asabiyet , o ne burun çekiş , o ne kas , o ne vücut...Daha bir çok şey yazabilirim , amma velakin evdeki rütük eve ve hayata kapatma kararı aldırabilir:)))
Yahu aslında çok art niyetliyiz, insanoğlu olarak ! Bu yazdığım cümlelerin hepsinin içinde hayata dair alınması gereken dersler var..
Psikologlar yazıyor yaşamadığı depresyonları , diyetisyenler yazıyor yapmadığı diyetleri , aşçılar yazıyor denemediği yemekleri...
Ben naapıyorum  , yaşanmışlıklardan feyz almanız için kendimden ödün vererek yazıyorum.(kocişim!!)
Bu Kuzey denilen adamdan nasıl fayda sağlayabiliriz mesele bu..(saymakla bitmez ! ama en yapılabilirleri:)) bir düşünelim)
Sevgili Kuzey çok çalışmış ve istediği formu yakalamış.İşte bize bir deneyim çalış senin de olur. Git spor salonuna yap sporunu , al sana kas al sana güzel kadınlar (işte halkımızın erkek cinsiyeti için bir ders)
Peki hemcinslerim bizler kuzey karakterinden nasıl dersler çıkarabiliriz ?:)))))
 Mesela bir erkeğin ilgiye ihtiyacı olduğunda alışverişe çıktığını ve karşılaştığı bayanlara ne kadar nazik ve etkileyici davranıldığını gösterdi.
 Boks maçı seyretmenin ne kadar keyif verici bir spor olduğunu öğretti !
 Etkileyici hatta delici bakışların pardon pardon eeee güzel bakmanın nasıl bir şey olduğunu , evliliklerin de 1 seneyi devirenlerin hatırlayamadığı bir durumu yaşattı bize kuzeyyy!
Yalnız başına televizyon seyretmek için nasıl kavga çıkarılıp kumanda hükümdarlığı ele geçirilir ve güzelliklerle başa başa bir televizyon izlenir ? Bu aksiyonları öğretti işte kuzey:)))
İşteee, yaşanmadan da denenmeden de bazı görüşler paylaşılabiliyormuş. Umarım bir daha ki eğitici ve öğretici konulu buluşmamızda,  yaşanmışlıklardan bahsederek deneyimlerimi sizlere yol göstermesi için sunabilirim.(önümüzdeki bir kaç y.y. da gerçekleşecek gibi gözükmese de)
Siz siz olun sevgili kuzey i seyredin ve her duruşundan , bakışından , hatta düşük belli pantalonundan bile kendinize bir ders çıkarın! Hayata dair.....:)))))))

6 Eylül 2011 Salı

Boğazımda kalan aşk.....

        İlk yazımda size söylemiştim bir daha ne zaman yazarım belli olmaz diye..İşte dürüstlüğün sembolü sözümü tuttum:)) Haftalardır ilk kez yazıyorum:))
Tatildeydim yeni geldim, yaymıştım gibi özeneceğiniz kelimelerin içine çekmeyeceğim sizi..
Tam aksine hayallerle başlayan tatilim nasıl hüsranla bitti okuyun ya ibret alın aksiyonlar geliştirin ya da oturun gülün halime diye paylaşacağım.
Malumunuz biz çocuklu aileler tatile çıkmadan önce bir karın ağrısı yaşıyoruz. Birbirimize nasıl vakit ayıracağız?  Her tatilin sonunda da "cık olmadı bu tatil ,kaçamak yapmalıyız baş başa" ile biten cümleler kuruyoruz.
Ama bu sefer ümitliyiz, taktik değiştiriyoruz yer ayırtırken salon salomanje (suit oda) istiyoruz. Umarım bu sefer herkesin istediği olur:)

....Odanın kapısını bellboy açar açmaz gördüğüm görüntüden çıkan his  " bir kez daha aşkkkk"...
Egenin masmavi denizine tepeden bakan bir manzara, terasında jakuzi , banyosunda terasa bakan şeffaf cam ve en önemlisi kocişimle uyuyacağımız (!) aşk odamız ve bal pekmezimizin uyuyacağı koskocaman bir odaaaa:)))) vavvvvv en iyisi bu olmalı ne jakuzi ne dev yatak ....

    Konforun alası burada. Bir çocuğun kendisine ait bu oda da vakit geçirebileceği tüm aksiyonlar alınmış..
Çizgi film cd leri, gereksiz abur cubur, kendileri için hazırlanmış neşeli bir yatak, yani  aklınızdan ne geçiriyorsanız bir o eksik...
Süper süper süper....Hem onun gönlü hem bizim gönlümüz. Bir haftalık tatilin sonunda bir sene sonraki rezarvasyonumuz 4 kişilik olacak galiba....Hee he heeyyyy:))
Tüm gün denizin soğuk sularına ,güneşin sıcak kucağına bırakıyoruz kendimizi, bedenlerimizi iyice yoruyoruz. Kumdan kaleler yapıp ,garip motorlu deniz aletlerine biniyoruz...eğlence fulll....
Güneşin batışını bile hala kumların üstünde pastalar yaparak geçiriyoruz. Oda da eğlence devam ediyor , banyonun terasına bakan camı açılıp yine eğlenceli bir banyo saati yapıyoruz. İstediği kıyafeti giymesine izin veriyoruz (tüm rüküşlüğe rağmen) Herşey onun için:)) Ve masal başlıyor;

     İlk gece: Heyecanlı bekleyiş..Odamıza girdik...Gece yorgun geçti ...E, haliyle gündüz deniz ,kaydırak tüm aksiyonlar yapıldı pelte gibi uyur (uz) ! ... odamızın kapısı kapandı herkes yatağında :))) veeee beklenen an geldi:) hihihi.....
çaaatt ..hey nooluyo yalnızdık şimdi  "anneee ben yalnız uyuyamıyorummmmm"
e peki ilk gecenin günahı olmaz gel bakalım....

    2.gece: Aksiyon değişti..Yatağına pembe begonviller konuldu...t.v. açıldı cd kondu ...uyuması beklendi...hazin son anne uyudu:)

    3.gece: Bütün gece küp gibi uyuması için tüm enerjisi eğlenceyle boşaltıldı..Odaya girildi..Yatağa yatırıldı..Asayiş berkemal..Şaraplar terastaki jakuziye doğru götürüldü...veee....kapıda minik bir silüet..."rüyamda korkunç şeyler görüyoruuummmm"

    4.gece: Zorlamaya gerek yok...akışına bırak...Herkes yatağında gecenin derin sessizliği , kapı açılmıyor, uyuyor galiba, derin mi yoksa uyanabilir mi, seslenir mi, kapı açılabilir mi.....o da nesi sabah olmuş:(

    5.gece: "Tatlııım gel beraber uyuyalım "(plan) ! Uyuduktan sonra yatağına yatırılacak kapı kapatılacak:))
"kocişim kalk kalk uyudu..kocişim..kocişim.." horrrrrr!!

    6.gece: Bikinilerimizi giydik ailece jakuzide köpüklerle oynadık..Yanımızda barbie, ken, pamuk prenses ve tweety ile birlikte...Galiba mutluluk ve keyif bu olsa gerek..

Zorlamaya gerek yok...Bir sonra ki tatil rezervasyonumuz hala 3 kişi:))

Varlıklarım ...herşeyim... yaşasın ailem ..sizi çokkkk seviyorumm

Not: Kocişim , baş başa bir tatilde görüşmek üzere .s.s.