17 Aralık 2013 Salı

Hamam da Bali'li..

   
Şımartılmak herkesin hoşuna gider sanırım. Kadın,erkek. Önemli gün yada sıradan gün. Farketmez. Kendimizi her yaşadığımız günden farklı hissettirecek,  her kişiye göre farklı  keyifler.

Önceleri, evde değil de, dışarıda yemek yemek bile şımartmaktı ailemizi yada hafta sonları şehirden uzaklaşıp temiz hava solumak dahi. Şimdilerde  evde yemek yapmak bir kenara misafirlerimizi cafelerde , şık restoranlarda ağırlar olduk. Mevsimine göre çat kapı gittiğimiz uzak beldeler ise komşuya geçmek gibi. Hoop hafta içi Sapanca hafta sonu Palandöken.

Şımartılma mevzu günden güne şımarıkça ilerliyor. Son duyduklarım kanımca mazoşizme girse de talep var elbet. Oksijen terapisinden, kanını temizletenlere ve lavman yaptıranlara kadar konu ilginç bir hal almış gitmiş.Biz ki hala konunun sadece kese masaj kısmında kala kalmışız.
Can acıtan uygulamaları düşündükçe en masum ve klasik yol halen yeterli benim için.

Romalılar halk arasında sınıf farkı yaratmak adına temizlenmekten ziyade zevk-i sefaya giderlermiş hamama.Şımartılma bu zamanlarda başlamış. Ama boyut değiştireceği göz önünde bulundurulmamış kanımca. O tarihten günümüze ismiyle birlikte, kültürü ,tellağı, natır'ı, da hal değiştirdi bu hadise ile birlikte.

Önce adına spa dediler.Sonra takunya yerine kullan at terlik verdiler. Peştamal de neymiş bambu dan dokunmuş bornozları paketlediler ilk kullanım edasıyla sundular.Buraya kadar hepsine kabulüm. Malum konfor yaratıyor bu yapılanlar. Peki , natır ya da tellak kelimelerini taşıyan kadınları ayrı erkekleri ayrı keseleyen kişileri naaptılar ??

İnanmazsınız Endonezyadan ihraç edip Balili çekik gözlü miniminnacık kızı görev adamı yaptılar.
Kızın çelimsizliği bi tarafa, 40 derece sıcakta yöresel kostümüyle Türk hamamında ki hali içler acısı. Hele hele sırtınızdaki el ,bir aşağı bir yukarı giderken  "Miss dirf flattered? " gibi parçalanmış bir İngilizce konuşma gafleti yaşanırsa ?
Türk natr'ın eline diline kurban. " Kabarmış mı bacım aslanağzına da girdim ammaaa.."

Şımartmak için şımarmayın, biz de şımarık hale sokmayın be kardeşim....





20 Kasım 2013 Çarşamba

Kıskandım gitti !

Yine yeniden kaldığımız yerden diyerek klasik bir girişle merhaba:) Kıssacık ama koskoca 2 yıl geçip bitmiş. Yazmamanın nedenleri sadece ve sadece tembellik. İnşallah bu miskinliği kıskançlığım sayesinde atıyorum.
Evet yanlış yazmadım kıskançlık...O ne öz güven o ?
Saçımı başımı yolacak, kendimi uçsuz bucaksız borçlara esir edip onda var, bende niye yok, türünde değil. Yapmadığım eylemleri hatırlatan cinsten bir duygu. Kanımca her kalbi atan varlıkta da vardır azı yada çoğu.

Maneviyat ile iç içeyim bu aralar. Sanırım orta yaşı geçmek üzereyim. Maddesel saplantılardan yana değil manevi arzular tarafındayım. Kıskançlık için örnek verebileceğim bir meta bile yok. Halbuki , 10 sene önce sorsalar ,söze gerek kalmadan parmakla göstereceğim krizlik boyutuna gelmeyen ama hatrı sayılır istekler sayabilirdim size. Ya şimdi ? "Amaan hepsi hallolur önemli olan manevi tatmin" dozunda bir açıklama duyarsınız benden.
Kısaca manevi kıskançlıklar uyanışa geçti lop' lardan birinde;) Bana dair ertelediğim yada hiiiiç yapmadığım hisleri kıskanır oldum.
Manevi kıskançlıkta neymiş derseniz bi kaç örnek ile anlatmaya çalışayım:
En kalabalığından çoluğu çocuğu ile krallara layık sofra hazırlayıp yediren içiren marifetli ev kadınlarını mesela... Misafirini 40 takla ile akşam yemeğine kalması için ikna ettikten sonra ekşimiş patates püresi ikram eden biri olarak kıskanıyorum :)
Bila istisnasız her gün ,vücuduna fayda için yürüyüş yapanlar. Spor salonu değil sadece yürüyüş bahsettiğim. İşten gelip, akşam yemeği hazırlığı , okuma yazma çalışmaları , yatma hazırlığı ve  22.00 yi gösteren saat sonrası yapamadığım yürüyüşü kıskanıyorum.
Ve son zamanlarda ki kıskançlığım da yazanlar...Oraya buraya değil kendine ait yada aidiyet ile bir yere yazanlar. Yazmayı hep ertelemiş biri olarak kıskandım onları.